kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2010 Perşembe

TELEVOLE KÜLTÜRÜNDE İNSANLAR DÜŞÜNMEKTEN VE ÜRETİCİ OLMAKTAN UZAKLAŞIR

ADNAN OKTAR: Televole kültürü dünyada da var, bizim Türkiyemizde de var, bizim ülkemizde. Vur patlasın çal oynasın, eğlensinler. İşte plajın kenarına koşuştursunlar, şirket promosyon yiyecek dağıtsın onları yesinler. Bedava otel olsun gitsinler orada yatıp kalksınlar. Sonra yine promosyon olarak, onlara bir ikram olarak bedava uçak bileti olsun. İşte oradan bilmem nereye gitsinler. Hayatları böyle macera içinde geçsin. Fakat ne Güneydoğu’daki PKK sorunu onları ilgilendiriyor, böyle tipler de. Ne efendim Afrika’daki insaların açlığı ilgilendiriyor, ne Irak’taki zulüm ilgilendiriyor, ne Filistin’deki kardeşlerimizin çektiği acıları onları ilgilendiriyor, ne efendim, dünyanın diğer ülkelerindeki Müslümanların çektiği acılar, hiçbiri ilgilendirmiyor. Ağızlarına dahi almak istemiyorlar. Çünkü böyle bir konu olduğunda adamların eğlencesi biraz kararmış oluyor. Eğlencelerine münafi olduğu için bu konulara girmek istemiyorlar. Mesela televizyonlarda da öyle programlar oluyor, televole programları. Hep vur patlasın, çal oynasın, kakara, kikiri gülüşmeler, boş izahlar, boş espriler. Yani böyle ipe sapa gelmez izahlar, dolayısıyla beyinleri uyuşturan, insanların böyle kişiliğini törpüleyen, onların derin düşünmesini, derinliğini ortadan kaldıran günü birlikçi, eyyamcı, böyle ucuzcu, bedavacı bir ruh geliştiriliyor. Bunun sonucunda da üretim yapmayan, yani vatanına, milletine bir faydası olamayan ve bunu da zaten hedeflemeyen gibi görünen diyelim, bir kısım insanların gelişmesine vesile oluyorlar. Bu çok ciddi bir tehlikedir. Bir ara devletimizin mühim bir kuruluşu bu konuda devlete rapor sunmuştu. Televole kültürünün, Türk kültürünü, Türk manevi yapısını yıkıcı mahiyette olduğu ve tehlikeli olduğu, uzun vadede tahribat meydana getireceğini, getirebileceğini belirtmişlerdi. Ama bakıyoruz, yine aynı çizgide, aynı kafada devam edenler var. Doğrusu budur. Yani, tamam biz programı yapıyorsa, yapıyordur. Ama, her programın içerisinde insanları büyük ideallere, büyük düşüncelere davet eden, faydalı düşünceleri savunan, güzel ahlakı, sevgiyi, barışı, kardeşliği savunan üslupların aralara yerleştirilmesi lazım. Yani bunun kimseye bir zararı olmaz, faydası olacağı belli. Bundan ısrarla kaçınılmasının hiçbir açıklaması yok. Hiçbir mantığı yok. Bu yıkıcı bir tavır olur. Yani toplumun psikolojisini, moral değerlerini uzun vadede törpüleyen ve hatta yıkıma dahi götürebilecek bir zemin hazırlayabilir. O yüzden bundan kaçınılmasının elzem olduğunu düşünüyorum.
SUNUCU: Evet. Ben bir ara o kadar çok ilerlemişti ki ana haber bültenleri bile neredeyse artık televole haberlerine yer vermeye başlamıştı. Bu da tabi gençlerimizin dikkatini o tarz şeylere çekiyor. Ve, tamamen bir özenticiliğe doğru ilerleme söz konusu oluyor.
ADNAN OKTAR: Öyle bedavacılık, promosyonculuk, bir de ruhları da yani törpüleyen bir şey. Yani o tip bir gencin ruhunda sevgi, şefkat, koruma hissi pek gelişmez. Egoistlik ve bencillik gelişir. Egoist ve bencil olan bir insan da sevilmez. Yani insanlara karşı sevgi duyamaz, suni, sahte sevgiler olur. Mesela geliyor plajda birilerine karşı yılışarak bir şeyler söylüyor, o da ona yılışarak bir şeyler söylüyor ama karşılıklı belli ki ne bir sevgi var, ne samimiyet var, ne bir saygı var. Geçici bir çıkar ilişkisi var. Bu da çok itici tabii. Halbuki derin dostluklar, samimi sevgiler, derin tutku, akıl derinliği. Allah ile coşkulu bağlantı, bütün insanları koruyup kollama ruhu çok güzeldir. Ahiret inancı olması lazım bir insanda değil mi, vatan millet sevgisi olması lazım. Yüksek idealleri olması lazım. Bunlar olmadığında o insanın ruh dünyası fakir olmuş olur, hatta yıkıma uğramıştır, bir anlamda.

14 Ocak 2010

TELEVOLE KÜLTÜRÜ DÜNYADAKİ PROBLEMLERDEN HABERSİZ, BOŞ VE AMAÇSIZ BİR YAŞAMI VE UYUŞMUŞ BEYİNLERİ HEDEFLEYEN BİR KÜLTÜRDÜR.

ADNAN OKTAR:Bakın şimdi gelirken, baktım televizyonda bir kanalda bir televole programı var. Doldurmuşlar insanları yani mesela orada insanlar maden göçüğünün altında kalıyor, anneler feryat ediyor. Biraz önceki haberlerde feryatlar vardı. Daha biraz önce şehit ailelerini gösteriyor. Onların perişanlığını, ailenin, evin perişanlığını, yoksulluklarını gösteriyor. Ev tamamen briketten yapılmış. Yani çok zor bir hayat içerisindeler. Ve oradaki genç gidip şehit olmuş. Televole programına bakıyorum ne vatan sevgisinden bahis var, ne Afganistan’da şehit edilen insanlardan bahis var, ne PKK’nın yaptığı rezilliklerden bahsediyorlar. Ne buna karşı bir çözüm, ne Türkiye’deki ekonomik sorunlarla ilgili konuşma, ne bu Türkiye’de meydana gelen diğer acı olaylar bu kişileri ilgilendirmiyor. Yani vur patlasın çal oynasın, boş işler. Bomboş bir üslupla, bomboş konuşmalar, garip gülüşler ve uyuşmuş bir beyin görüntüsü. Ben eğlenmesinler demiyorum eğlensinler tamam. Ama yani bu kadar boş ve bu kadar amaçsız bir insan olabilir mi? Yani eğlencenin de yeri var ama insanın ideali vardır, ülküsü vardır değil mi? Yani bir insan bizim yanımızda can çekişirken biz oynayıp, eğlenemeyiz. Yani ona bir çözüm ararız, bir şeyler yapmaya çalışırız. En azından bu konudaki rahatsızlığımızı dile getiririz, gayret ederiz. Onun için yani televole kültürü Türkiye’de müthiş tahribat meydana getiriyor. Ve bunun teşvik edilmesi de çok ürkütücü. “Bana ne” kafasından kaynaklanıyor. Yani bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. PKK varsa var, bana ne kafasında. Yani, çatışmaya askerler giriyor o da beni ilgilendirmez mantığında yaklaşıyorlar. Bu çok ürkütücü. Televole kültürünün telin edilmesi lazım. Yani bunun makul ve mantıklı bir görünümü yok. Mutlaka yüksek ideallerin, yüksek insani duyguların, derinliğin, Allah aşkının, Allah korkusunun, vatan sevgisinin, millet sevgisinin her programda her yerde vurgulanması gerekir. Bomboş bir insan yapılanmasını teşvik etmek çok çirkin ve yanlış. Böyle ülkeler bir süre sonra Allah esirgesin dünyanın birçok yerinde gördük yıkıma uğramışlardır. Yani gafilliğe insanları itmek, delalete itmek, beyin uyuşukluğuna, umursamazlığa itmek zaten Marksistlerin de bir hedefidir. Masonların da bir hedefidir. Onların tam istediği şeyler olmuş oluyor. Çünkü Marksist düşüncede aile, din, devlet, milli duygular, üstün ahlak düşüncesi, yüksek ülküler mutlaka kaldırılması gereken düşüncelerdir. İnsanları amaçsız, gayesiz, sürü haline getirmeyi düşünen bir yapıdır; komünist düşüncede, masonik düşüncede. Buna karşı çok köklü bir tedbir alınması gerekiyor. Bunlardan biri de televole kültürünün önlenmesidir.

18 Aralık 2009

www.harunyahya.org/

HarunYahya.FM